09 Şubat 2010 Salı

Hu Şö

                                                                     deviantart
SÖZ
Kayırmak, başkalarının özgürlüğünü satmaktır.
Japon sözü
*
DÜŞ VE ŞİİR
Hep bilinen yaşantılar,
Hep bilinen imgeler.
Nasılsa bir düşte birleştiler,
Sonsuz yeni biçimlerle.
          Hep bilinen duygular,
          Hep bilinen sözcükler.
          Nasılsa bir şairle buluştular,
          Sonsuz yeni şiirlerle.
Sarhoş olunca anlar insan şarabın gücünü,
Aşka düşünce aşkı:
Siz benim düşüncelerimi yazamazsınız
Ben sizin düşlerinizi göremem.
Hu Şö
Çeviri: Halil Bener 
*
YİNE DE 
 * İnsanlar kimi zaman akılsız, mantıksız ve ben-merkezci olurlar.
Yine de onları sevin.
*  İyilik yaptığınızda insanlar sizi bencilce amaçlar taşımakla suçlarlar.
Yine de iyilik yapın.
* Başarılı olursanız sahte dostlar ve gerçek düşmanlar kazanabilirsiniz.
Yine de başarılı olun.
* Bugün yaptığınız iyilik yarın unutulabilir.
Yine de iyilik yapın
* Dürüstlük ve şeffalık sizi kırılganlaştırabilir.
Yine de dürüst ve şeffaf olun.
* Kurmak için yıllarınızı harcadığınız her şey bir gecede yerle bir olabilir.
Yine de kurun.
* Gerçekten yardımcı olmak istediğiniz kişiler yardımınıza saldırganlıkla karşılık verebilir.
Yine de yardımcı olun.
* Dünyaya elinizdekinin en iyisini verin, bu yüzden incitilebilirsiniz.
Yine de dünyaya elinizdekinin en iyisini verin.
*Dünya çatışmalarla doludur.
Yine de huzuru seçin.
Steven W. Vannoy. Çeviren İnci User   "Denizce'den"

08 Şubat 2010 Pazartesi

Edward Murphy


 
flickr
SÖZ
Her kitaba inanan hiçbir şey okumasın daha iyi.
Japon sözü
*
SANA İLİŞKİN
Sana ilişkin her düşüncem
Bir dize olabilseydi koca bir şiirden
Hiçbir aşk kitabı
Daha büyük olmazdı benim bu kitabımdan
Ama şimdilik pek ince bu kitap
Çünkü üzerinde pek çalışamıyorum
Seninle geçirebileceğim saatleri
Şiire harcamaya kıyamıyorum.
Resul Hamzatov
çeviri: Mazlum Beyhan
*
MURPHY  (vikipedi, girgin.org)
*1917 doğumlu Edward A. Murphy ABD hava kuvvetlerinde 1949' da roketler üzerinde deney yapan mühendislerden biriydi. İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu. Deneylerden birinde pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu. Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi. Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı. Bunlar mühendislik alanında çalışanlar arasında hızla yayıldı ve 1958'de Webster sözlüğüne girdi. ( Kötümserlik )
* Murphy Kanunları'nın temeli şu söze dayanır: "Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir."
* Finagle Kanunu olarak geçen ve daha yaygın olarak bilinen bir söz ise şöyledir: " Ters gidebilecek her şey, ters gidecektir."
* Bu parola modern teknikte analitik ölçü olarak "hataları önleme" stratejisi olarak kullanılır.
* ÖRNEKLER:
Ayağınıza tam uyan ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
Herhangi bir şeyin olma olasılığı, arzu edilirliği ile ters orantılıdır.
Bir kişiye masa boyalı, dokunma derseniz, mutlaka masaya dokunacaktır.
Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep halıya gelir.
Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.

07 Şubat 2010 Pazar

Ahmet Telli, Ayçiçeği


 
flickr
SÖZ
Birini severseniz, gitmesine izin verin.
Eğer dönerse hep sizin olmuştur.
Dönmezse asla sizin olmamıştır.
Halil Cibran
*
PASAPORT KAHVESİ
 Kıyıda, taşın üstünde
oturmuş denize bakıyor
Kimse konuşmuyor onunla
ne rüzgar ne de izmir
          Gün bitiyor ve lacivert
          sözcükler çekiliyor
          susuşların ipek ağıyla
Az ötede pasaport kahvesi
- Gel, bir bardak çay içelim
diyor bütün gün beklenen
          Bulut suya değiyor
          su zamana
          ve yalnız çakıltaşları
          değil aşınmakta olan
Batık bir gemi
gibi uzaklaşırken ordan
yakamozlar kalıyor geride
balkıyan acılar gibi
          Eskiyen neydi günboyu
          yaşanan neydi
          hangi bıçağı biledi deniz
Işıklar sönüyor kıyıda
ve burkulan bir yürekte
çekip gidiyor bu kentten
Ahmet Telli
*

AYÇİÇEĞİ
Türkçe adı : Ay çiçeği, güne bakan, gündöndü.
İngilizce adı: Sunflower
Almanca adı: Sonnenblume
Fransızca adı: Tournesol
Botanik adı: Helianthus annuus

Güneş gün boyu döndükçe o da güneşe döner yüzünü, bu yüzden olmalı birileri “Gündöndü” diye seslenir ona. Gün bitene kadar güneşe bakar durur. Bazıları “Günebakan” diye çağırır onu... Ya biz? Neden ‘güneşçiçeği’ değil de ayçiçeği deriz ona? Güneşe olan aşkını gece ay ışığında büyüttüğü için mi yoksa?

AŞKIN ÇİÇEK HALİ

“Bir gün...” diye başlıyor efsane... “Okeanos’un kızı Klytie, Işık Tanrısı Apollon’la bir nehir kıyısında karşılaşır,” diye devam ediyor. “Narin yapılı, güzel Klytie’nin kalbine kolayca giren Apollon onu deli gibi sevmeye başlar. Fakat Apollon kızdan bıkıverir. Klytie’nin fazla sevgisinin Apollon’u usandırdığı söylenir. Zavallı Klytie şaşırır, ağlar, inler ve acıya dayanamaz ölür. Apollon kendi yüzünden toprağa giren ve güneşin parlak ışıklarını göremeyecek olan Klytie’yi ‘Heliotrope-Günçiçeğine’ çevirir. Günçiçeği Apollon’a olan fazla sevgisini hâlâ gösterir, o ne tarafa giderse yüzünü o tarafa döndürür.”Efsaneye göre Klytie şimdi bir ayçiçeği... O artık güneşe bağlı yaşamı nedeniyle güneş ülkelerinin çiçeği... Koşulsuz ve tutkulu sevgisini, çiçeğinden çekirdeğine kadar geçiren deli sarı bir çiçek, deli kara bir çekirdek o. Aşkın çiçek hali...

06 Şubat 2010 Cumartesi

Ertan Mısırlı, mitoloji



MURPHY' nin altın kuralı:
Altını olan kuralı koyar.
*
SUYUN HAFIZASI
Israr etmez su
bir yol bulur
nasılsa
          su direnmez
          ateşle gelen
          ateşle sınanmıştır
          iflah olmaz
          nasılsa
Suyun içinde gördüğün
dışarıdan yansır
suyun dışında aradığın
içindedir
nasılsa
          bugün sürüngenlerin günü
          yalnız çıkma sokağa
          bu şehirde şaire ihtiyaç yok
          bir kuklacıya da
          nasılsa
Ertan Mısırlı
*
MİTOLOJİ

Mitoloji, gerçeklerle tümüyle örtüşmeyebilir. Ancak, insanî duyguların ve insanın toplumsal ruh içinde nasıl kaynadığının çok isabetli bir tarihidir. Sanata ışık veren ilk kaynaktır. Bunun içindir ki, analitik ruhbilim araştırmaları yapanlara çok yararlı bir laboratuvar alanı olmuştur. Carl Gustave Jung, bilinç dışı da olsa, mitosun da simgeselliği ile toplumun ortak bilincini oluşturan öğelerin en önemlilerinden biri olduğunu keşfetmiştir.

05 Şubat 2010 Cuma

Giuseppe Ungaretti, Cicero



 
Yasemin Yılmaz
SÖZ
Eğer kış, baharı yüreğimde saklıyorum deseydi ona kim inanırdı!
Halil Cibran
*
AÇIK HAVA
Bunca sis 
Ardından
Birer
Birer 
Açılıyor
Yıldızlar
İçiyorum
Serin
Serin
Rengini
Göklerin
           Görüyorum
           Geçtiğini
           Kendi gölgemin
          Sonsuz 
          Dönüş içinde.
Giuseppe Ungaretti
*

MARCUS TULLIUS CİCERO   (M.Ö 106-43)
Romalı devlet adamı, hukukçu, düşünür. - Denizce'den
* Bir ulus kendi içindeki aptal ve muhteri olanlarla baş edebilir. Fakat içersindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silahlarını açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir. Fakat bir hain, hain gibi görünmez, kurbanları ile aynı aksanda konuşur. Onların çehresine bürünür ve onların argümanlarını kullanarak ulusun politik yapısına nüfuz eder. Bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur, ulusun ruhunu çürütür. Politik yapıya her türlü hastalığı bulaştırarak yaşam gücünü elinden alır. Bir katil daha az korkuludur.

04 Şubat 2010 Perşembe

Acar Baltaş, unutmak


 
SÖZ
Balık Yemi Görür, oltayı görmez.
Çin sözü
*
Gece yarısı deniz,
Dingin, sessiz,
Yaşlı KAYIK batmış
Ay ışığına
Dögen
Aymavisi.org
*
UNUTMAK (Acar Baltaş)
Unutmanın nedenleri:
* Zayıf izlenim alınması
* Tekrarlamamak
* Anıların bastırması
* Başka izlenimlerin karışması
Unutmayı önleme:
* Kuvvetli izlenim alma
* Düzenli tekrarlar
* Başka izlenimlerin bilgiyi karıştırmasından kaçınmak
* Hoşa gitmeyen anıların bastırmasından kaçınmak.

03 Şubat 2010 Çarşamba

Tuğrul Asi Balkar, Carl Orff


 
SÖZ
Hiç kimse, affettiği zaman olduğu kadar yükselemez.
Goethe
*
YERYÜZÜNDE YİTİRDİĞİM BİR YAĞMUR İZİ
" diriyiz, yeryüzüne bırakılmış bir iz.
yağmurun vuruşkan sesi: kuşdiliyle bir öykü.
yağmurun kırılgan sesi: teni yanık toprak.
karşılıklı gülüşür geçer gideriz.
          çentikliyiz. nasıl da aldatılmış. anlaşılmaz
          yeryüzündeki yaşımız. kimden düştük?
          kimin izi...bir unutuşun başlangıcı mı?
          yoksa bir anımsayışın kemendi mi?
gövdeyiz.yarılınca görülür içimiz.
görmediniz mi? ustaca hazırlanmış bir yitiriliş.
özünde dilsizlik olan bu yağmur neden susar? "
          toprağa düşen damla!
          sakın taşma
          ve ömrümüzü sorma:
" Zaten yalanımız kadar ömrümüz"
Tuğrul Asi Balkar ( Mustafa Esim )
*
CARL ORFF  (Vikipedi )
* Carl Orff, (1895-1982) Carmina Burana isimli sahne kantatının yaratıcısı. Carmina Burina, çoğu açık saçık Latince metinlere dayanan bir üçlemenin ilk yapıtıdır. İlk gösterimi 1937'de gerçekleşti ve Carl Orff'a büyük ün getirdi. 
* Orff, çocuklardaki doğal müzik yeteneğinin basit vurmalı ve yaylı çalgılar yoluyla geliştirilebileceğini düşünüyordu. Geliştirdiği teknikler şimdi pek çok ülkede kullanılmaktadır.
* Orff'un Nazi partisi ile ilişkisi öne sürülse de  kanıtlanamamıştır.
* "Yeni bir şey yaratmak istiyorsan eski olanı kullan" anlayışı egemendir.
* Carl Orff, eski çağların müziklerini ve metinlerini yeniden canlandırıp modernize etmiştir.
* Carmina Burana, Catulli Carmina ve Trionfo di Afrodite adlı kantatlarını birleştirerek oluşturduğu Trionfi üçlemesi pek çok ülkede seslendirilmiştir.
* Orff metodu, çocuklara temel müzik eğitimi vermek için çocuğun alışık olduğu elemanları kullanarak tamamen doğal yolla öğrenmeyi  teşvik eden bir metottur. Bu metodun en temel öğesi dans, müzik, konuşma, dil, vücut ve hareket birlikteliğidir.

02 Şubat 2010 Salı

Wallece Stevens


 
images
SÖZ
Kalp neyle doluysa dudaklardan o dökülür.
Goethe
*
YENİDEN AŞK DEMEK
Kendi türkülerinden habersiz gece,
Ben nasıl bensem, o da öyle o:
Bunu anlayınca en iyi anlıyorum kendimi,
Seni. Yalnız ikimiz alıp verebiliriz,
Verecek neyimiz varsa birbirimize.
Yalnız ikimiz biriz, ne seninle gece,
Ne geceyle ben; seninle ben, yalnız,
Yapayalnız, o denli birbirimizle,
Delice ötesinde, bilinen yalnız olmaların.
Gece arkamıza düşen karanlık sade,
Sonuna dek yalansız
Birbirimize yansıttığımız solgun ışıkta.
Wallece Stevens
*

İnsan zekası üç çeşittir:
1. Kendiliğinden anlayanlar.
2. Kendilerine açıklanan şeyleri anlayanlar.
3. Kendiliğinden ya da başkalarının aracılığıyla anlayamayanlar.
Machiavelli

01 Şubat 2010 Pazartesi

Pierre Reverdy, Brahms


                                                                         flickr
SÖZ
Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan şakıyan kuşlar gelir.
Çin sözü
*
TANSIK
Başını eğmiş
Kıvırmış kirpiklerini
Ağzı dilsiz
Lambalar yanmış
Bir işim var 
Unutulan
Kapılar açılacak nerdeyse
İçeri girmeyeceğim ben
Her şey bu kapının ardında
Konuşulur
Ve ben diyebilirim
Yazgım bitişik odadaki oyunda.
Pierre Reverdy
tansık: olağanüstü olay, mucize
*
OĞUL -J.Brahms
J.Brahms Hamburg'da yoksul bir müzikçinin oğlu olarak büyüyor, daha 10 yaşındayken her tür eğlence yerinde babasına eşlik ediyor, ona destek olmaya çalışıyordu. Diğer yanda baba güçlükle biriktirdiği parayı oğluna ders veren öğretmenlere yatırıyordu. Yıllar geçti küçük Brahms büyüdü, ünlü bir saygın sanat adamı oldu. Her fırsatta hala yoksul ve üstelik yaşlı babasına yardım etmeye çalıştı. Ama baba Brahms onurluydu, kabul etmiyordu bu yardımları. Uzun bir ayrılıktan sonra Hamburg'a gelip babasını gören Brahms bir gün şöyle dedi ona: "Baba, inan bana; müzik insanın güç anlarında en etkin avuntu yoludur. Kendini düşkün, bitkin hissettiğin, bir şeye ihtiyacın olduğunu anladığın zaman, kitaplıktan Haendel'in "Saul oratoryosunu partisyonunu al ve karıştır. Eminim aradığını bulacaksın orada" Aradan bir iki ay geçti, yoksulluktan bunalan baba, oğlunun sözlerini hatırlayıp Haendel'in oratoryosunu açtı. Sayfaları çevirdikçe gözleri kıvançla parladı, yüzüne kan geldi, yüreği güven doldu. Oğlu oratoryonun her sayfasına dolgun bir kağıt para koymuştu.

31 Ocak 2010 Pazar

Cevahir Sipahi

 
deviantart
SÖZ
Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.
Eflatun
*
GEZİLERİM
Bir bulut eyerleyeceğim
binmek için dağlarımın üstünde,
yağmur isterlerse, ıslatacağım onları gözyaşlarıyla.
          Bir at eyerleyeceğim
          rüzgarın tadını duyumsamak için
          aşk benim için beklediğinde.
Bir ırmak eyerleyeceğim
beni denize götürsün diye,
ve gemiler düşecek peşime
           Bir meyve ağacı eyerleyeceğim
           kuşlarını yitirince yas tutmasınlar diye
           ve kökleri inecek yeryüzünün derinliğine.
Bir düş eyerleyeceğim
üzengisiz ya da dizginsiz,
beni geleceğe götürsün diye.
          Bir şarkı eyerleyeceğim
          türkü söylemenin ustası ve kölesi
         olmak için , suskunluktan devinime.
Cevahir Sipahi
Çeviri : Tuğrul Asi Balkar
*
EN UZAK MESAFE
En uzak mesafe, ne Afrika'dır,
Ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan.
Dr. Herman Amato