27 Kasım 2009 Cuma

Kadın, Dorothy Law Nolte, müzik






KADIN
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;


1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
*
YAŞAYARAK ÖĞRENME
Bir çocuk kınanırsa her zaman
O da yapamaz başkalarını ayıplamadan.
Ve düşmanlık görürse durmadan
Kaçamaz hiçbir zaman kavgadan.
Onunla edilirse alay
Utancı öğrenir en kolay
Ve utançla yaşarsa eğer
Suçlamayı kendine iş edinir.
Hoşgörü esirgenmezse ondan
Sabrı da öğrenir bir yandan.
Ve verilirse ona cesaret
Nedir, öğrenir kendine güvenmek.
Övgüyle, ödüle layık görülürse çocuk
Hep almayı değil, vermeyi de öğrenir çabuk
Ve güven duyulmuşsa kendisine
O da kulak verecektir dostluğun sesine.
Bir çocuk başkalarından görürse beğeni
Bilir kendisinin de sevmesi gerektiğini.
Ve ilgi, dostluk görürse eğer
Sevgiyi, sevgiyle yürekten sezer.
Sevgiyi bulunca kucak dolusu
Dünya ile arkadaşlık kurmakta
Kalmaz korkusu…
Dorothy Law NOLTE
*
MÜZİKLE BÜYÜYEN DAHA ZEKİ OLUYOR

Müzikal pratik ve zekanın bağlantısı Almanya ve Amerika’da araştırıldı.
Sonuç oldukça ilginç:
Müzik, beyindeki nöronlar arasındaki bağlantıyı güçlendiriyor.
Bunun sonucu olarak da beyinde resimlere dönüştürme yeteneğini geliştiriyor.

26 Kasım 2009 Perşembe

Müzik, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Paganini


 
SÖZ
Müzik duyguların uğultusudur.
Oscar Wilde
*
SULAR BİZDEN AKILLIDIR
Sular bizden akıllıdır, daha evvel görür akşamı,
İner havadan önce karanlığa,
Büyük bir balık gibi ortadan silinir, 
Kaçışırken hayvanlar dağa.


Sular bizden akıllıdır, memnun olur,
Sadece ağaçlardan.
Başka insanlardan değil, 
Bizi yalnız bırakan.


Sular bizden akıllıdır, uyumaz,
Açar maviliğe iri gözlerini.
Ve bekler bir ölüm sırrı içinde, 
Kendi hayatının yerini.
Fazıl Hüsnü Dağlarca

*
PAGANİNİ
* Niccolo Paganini, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü keman virtüözüdür.
*  Bazı konserlerinde ön sıralarda oturanların acaba gerçek mi diye bastonlarıyla yokladıkları anlatılır.
* 1782'de Cenova'da doğdu. 1840 yılında Nice' de öldü.
* Babası keman çalan bir tersane işçisiydi.
* 11 Yaşına geldiğinde usta bir kemancı olmuştu.
* İçki ve kumara düşkündü.
* Zengin bir işadamı ona Guamerius yapımı keman hediye etmiştir. Sonradan Stradivarius ve Amati yapımı kemanlara da sahip olur.
* Teknik olarak çağının çok ilerisindedir. Bunu vücut yapısına bağlayanlar da olmuştur.
* Bugün bile eşliksiz keman için yazdığı 24 Caprises'i tek resitalde seslendirecek ustalıkta kemancı sayısı çok azdır.
* Baş döndürücü çevikliği, son derece duygusal yorumu ile inanılmaz bir müzisyendir.
* Keman tekniğine önemli katkılarda bulunmuş, keman, gitar ve oda müziği alanında bir çok eser vermiştir.
* Çok bilinen eserleri: La Campanella, Cantabile, Centone di Sanate (18 sonat), 24 kapriççiyo, I Palpiti, Grand Sonata' dır.


25 Kasım 2009 Çarşamba

Richard Feynman, Anna Hebert-Mutluluk Tacı, keman



SÖZ
"En büyük bilim dalı tıptır, çünkü bu bilim dalı insanın sağlığı ile ilgilenir.
2. büyük dal matematiktir. Çünkü her bilim dalının alt yapısı matematik bir gerçeğe dayanır.
3. büyük bilim dalı fiziktir. Çünkü fizik bir doğa bilimidir. Doğada gördüğümüz her olayın, bilimde gördüğümüz her şeyin altında bir fizik gerçek yatmaktadır. İçinde fiziğin olmadığı hiç bir bilim dalı gösteremezsiniz."
Nobel ödüllü bilim adamı Richard Feynman 1918-1988

*
MUTLULUK TACI
Ölüm bir dişi kurt oluyor
Taş bir vücut yanan ufukta
Düş, incecik dumanı köyün
Sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev
Yüzücüler yüzüyor öyküsüz bir gecede
Koklayarak yosunları ve okyanusu

Senin yüzünün ışığı
Uyandırıyor
Bir geleceğin ışığını
Bir soluğun aşkını
Gün yeniden başlıyor
Geçiyor gece su çizgisini
Şafağın geniş kanatları
Başını döndürüyor dünyanın


Sevinç kucak dolusu
Şiir yüksek bir kafanın doruğunda
Mutluluk tacı
Anna Hebert

*
KEMAN
* Dört telli yaylı bir çalgıdır. Viyola ve viyolenselin de bulunduğu violin ailesinin en küçük ve en yüksek tondan çalan üyesidir.
* Akor sesleri pesten tize sol-re-la-mi' dir.
* Kemanda perde yoktur. Keman yayına arşe denir. Yapay ya da gerçek at kılı ya da ham misina kullanılarak yapılır.
* Uzunluğu 60 cm' dir. Notası, ikinci çizgi sol açkısı  ile yazılır. Hiç bir çalgıda olmayan ses rengiyle çok zengin bir anlatım gücü vardır.
* Keman ilk olarak 14.yy'da İtalya' da ortaya çıktı. 16. ve 17. yy' daki keman yapım ustaları Amati, Maggini, Guarneru, Stradivarius kemana son şeklini vermiştir.
* Cihat Aşkın, Ali Yıldırım,  Suna Kan, Ayla Erduran keman deyince akla gelen sanatçılardır.
Biliyor musunuz?
* Keman dört telinin köprüsüne uygulayacağı aşağı yöndeki yaklaşık 7.7 kg'lık güçlü gerilimi taşıyabilecek şekilde yapılmak zorundadır. Kemanda ortalama 84 parça bir araya getirilir.

24 Kasım 2009 Salı

Goethe, Nina Cassian, Beethoven


SÖZ
İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli,
iyi bir şiir okumalı,
güzel bir tablo görmeli,
birkaç mantıklı cümle söylemelidir.
Goethe 
*
AL VE KARAYA DAİR
Aşkın rengi al
ölümün kara
hem al, hem karadır hırs.
Aldır, yaban gül çilek al
kışın dallar kapkara.
Zaferle doğan şafak al.
Kımıltısızlık hiç.
Aldır öpüş. Sessizlik kara.
Çeyiz sandığında alla kara yan yana.
- Ne kadar kara senin gözlerin!
- Ne kadar al senin dudakların!
Nina Cassian

*
BEETHOVEN


Vikipedi'den
* Ludwig van  Beethoven 1770 - 1827 Alman klasik müzik bestecisi.
* Joseph Hayd' ın yanında çalıştı. Adını piyanist olarak duyurdu.
* Besteleriyle klasik müziğin tüm müzisyenlerini etkiledi.
* 9 senfoni, 5 piyano konçertosu, 1 keman konçertosu, 32 piyano sonatı, bir çok oda müziği eseri bestelemiştir.   
* Çok titiz bir müzisyendi, özellikle op. 109 piyano sonatıyla klasik müziğin Romantik Dönemi' ni başlatmıştır.
*  1817' de tamamen sağır olmasına karşın besteler yapmaya devam etti.  9. senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiştir.
* 56 yaşında dünyaca tanınan bir   besteci olarak öldü, cenazesine otuz bine yakın insan katıldı.

23 Kasım 2009 Pazartesi

korku-Albert Camus, Yalnızlık- Rilke, reklamcılık




SÖZ
17. yüzyıl MATEMATİK çağıydı. 
18. yüzyıl DOĞABİLİMLERİ çağıydı,
19. yüzyıl BİYOLOJİ çağıydı,
20. yüzyıl ise KORKUNUN çağıdır.
Albert Camus
*

 YALNIZLIK

yalnızlık bir yağmura benzer
yükselir akşamları denizlerden
uzak ıssız ovalardan eser
ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
ve kentin üstüne göklerden düşer
erselik saatlerde yağar yere
yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar
umduğunu bulamamış, üzgün, yaslı
ayrılınca birbirinden gövdeler
ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
yatarken aynı yatakta yan yana
akar, akar yalnızlık ırmaklarca
R.M.RILKE
*

REKLAMCILIK
Antik çağda, Tebai kentinde bir köle sahibinin, kaçak bir kölesinin bulunup geri getirilmesi için bir duyuru yayınlatması dünyanın bilinen en eski reklamıdır ve dünya reklamcılığının başlangıcı olarak kabul edilir.

Denizce’ den

22 Kasım 2009 Pazar

sanat, Paul Verlaine


SÖZ
Bedava peynir, fare kapanında bulunur.

*

DANS EDELİM GEL

Gözlerini severim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht aşığı berbat eden
Onun için hoştu zaten.
Dans edelim gel!

Doldurulamadı hala yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!

(Türkçesi: O.Veli Kanık)  Paul Verlaine

*

SANAT
*Sanat bir olayın, bir varlığın, bir olgunun estetik bir biçimde topluma sunulmasıdır.
*Yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesidir.
*Yaratıcı biçimlendirme eylemi.
*İnsanda estetik duyguyu heyecana getirecek eserler yaratma


Sanatın Yararları:
1. Sanat etkinliğinde bulunmak yaşamı iyileştirici etkiler taşır.
2.Bilimsel disiplinlerden yararlanan sanat tedavi edicidir.
3.Sanatla iletişim kurmak daha sağlıklı ilişkilerin kurulmasına katkıda bulunur.
4.Yaratıcılık yeteneği ve kendine güven duygusu gelişir.
5.Sanatla kendini tanıma ve başka rolleri tanıma şansı vardır.
6.Spontan davranışlar daha kolay kazanılır.
7.Psikososyal uyum desteklenir.
8.Sanatla sosyalleşme hız kazanır.
9.Eğlendirirken rahatlatır.
10. Sanat empatiyi öğretir.
11. Başkalarının yaşamlarına, duygu ve düşüncelerine saygı duymayı öğretir.
12. Kalıplaşmış, saplantılı insan yerine gelişmiş, girişimci, esnek düşünebilen insan tipi oluşmasına katkıda bulunur.
13.Diğer insanları takdir etmeyi öğretir.
14.Hayal gücünü geliştirir.
15.Sanat yol göstericidir.
16.Sanat, dağılan insanı iç dünyasına yönelterek derler toparlar.
17.İnsanın iç dünyasını aydınlatır.
18.Kişisel ve sosyal gelişimi destekleyerek yardım sağlar.
19.Moral ve motivasyon sağlar.
20.Sanat yaşam kalitesini yükseltir ve kültür yaratır.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Taze Taze-Bedri Rahmi Eyuboğlu, Dinçer Sezgin


SÖZ
Taş ustalarını hep ilgiyle izlemişimdir.
Aynı yere yüzlerce kez vurmalarına karşın, değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturmadıklarına  hep şaşmış kalmışımdır. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılınca ...
İşte o zaman anladım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.
Jacob Riis
*

TAZE TAZE
Dondurma kutusu üstünde
Üç kırmızı çiçek
Canımın içi kadar sıcak
Dilediğim kadar kırmızı
Özlediğim kadar gerçek.
Dondurma kutusu üstünde yaz gelmiş meğer
Neler getirdi kimbilir neler
Neler götürecek.
Bedri Rahmi Eyuboğlu
*
BİR GÜL YARATMAK
Güllere meraklı birisi,  düşlerinde sık sık çok güzel bir gül görürmüş.  Rüyalarındaki  gülü her yerde arar, bulamazmış.
Uzun zaman sonra bir bahçede aradığı gülü görmüş.
Çılgın gibi bahçeye girip gülü sökmüş. Ama sevinci yarım kalmış.
Çünkü elindeki yapma bir gülmüş. Bahçıvan onu öylesine dikivermiş diğerlerinin arasına. O sırada kendisine gülen bahçıvanı görmüş. Adam hüzünlü bir sesle: “
doğa istediğimiz gülü bize hazır olarak vermez, onu ancak kendi ellerimizle, emeğimizle yaratabiliriz “ demiş.
Dinçer SEZGİN

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yılmaz Güney


SÖZ
SEVGİ VE DOSTLUK

Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye.

Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye.
Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye.
...Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye.
Yılmaz Güney

*

ARKADAŞ

Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş.
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş.

Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,

Bu en güzel, bu en güzel duygudur arkadaş...

Ortak olmak her sevince, her derde kedere,

Ve yürümek ömür boyu,

Beraberce elele...

Olmasın hiç,

O ta içten gülen gözlerinde yaş,

bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...
Yılmaz Güney

*
KENDİ SÖZLERİYLE HAYATI
*Yılmaz Güney adıyla bilinirim, asıl adım Yılmaz Pütün'dür.
*1937 yılında, Adana'nın Yenice köyünde doğdum. Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim.
*Dokuz yaşımdan bu yana hayatımı çalışarak kazandım.
*Sanata meraklıydım ve hikayeler yazıyordum. 1955'ten bir hikayem nedeniyle takibata uğradım, hakkımda dava açıldı.
*1957 yılında İstanbul'a İktisat Fakülte'sinde öğrenim hayalleriyle geldim.
*Öğretmenlerimden biri zor'dur.
*1961 Mayıs'ında cezaevi ile tanıştım.1962 Aralık'ında cezam bitti, muhafazakarlığıyla ünlü Konya'ya sürgüne gönderildim.
*1971 Mayıs'ında on binlerce aydın, sanatçı, yazar gibi ben de gözaltına alındım.
*1972'de devrimcilere yardım gerekçesiyle tutuklandım. 10 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldım. 1974 genel affıyla serbest bırakıldım.
*1974 Eylül'ünde bir cinayet olayına adım karıştı ve 19 yıla mahkum edildim. Cezaevindeyken Güney adlı kültür-sanat dergisi çıkardım.
*1981 Ekim'inde izinli çıktığım İsparta yarı-açık cezaevine dönmedim. Sonra da yurt dışına çıktım.
Yılmaz GÜNEY

**9 Eylül 1984 Paris- Sinema oyuncusu, senarist, öykü yazarı. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrası çektiği ve önemli sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.
** Boynu bükük Öldüler Romanı'yla 1971 de Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı.

17 Kasım 2009 Salı

Nazım Hikmet, Marks, Darwin, Freud

SÖZ
Çiçekler toprağın tebesssümleridir.
*
NAZIM HİKMET
Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu.
Sevgilim, sanki seninle yüzyüze geldim
birdenbire;
aydınlık, alabildiğine aydınlık..
*
SOFİ'NİN DÜNYASI-Jostein Gaarder
Marks
İnsanlığın ideolojisinin toplumun maddi alt yapısının bir ürünü olduğunun altını çizdi.
Darwin
İnsanlığın uzun bir biyolojik evrimin sonucu olduğunu gösterdi. Evrimin nedeni " doğal seçi" dir.
Freud
Bilinçaltı incelemeleriyle insanların davranışlarının çoğu zaman "hayvansal" bir takım dürtüler ya da sezgilerden kaynaklandığını ortaya koydu.

16 Kasım 2009 Pazartesi

halk ozanı, Enver Gökçe, Akhilleus

Halk ozanı, Kırşehirli Şemsi Yastıman' ın sözü !!!
"Eylül İmparatorluğu" Erbil Tuşalp

Arzumuz var Evren Paşa
Bir yolda Kırşehir coşa
Karşılarız koşa koşa
Kırşehir'e küs müsünüz?
...
Sevginizi bekliyoruz
Sonsuz saygı ekliyoruz
Konsey ile bekliyoruz
Kırşehir' e küs müsünüz?

Politikanın döndüğü
Herkesin masum bildiği
Atatürk' ün çok geldiği
Kırşehir'e küs müsünüz?
...
*

GÖZÜM BAŞIM ÜSTÜNE
Şu
Dünyada
Ayrılık
Var
Ölüm var
İlle de
Zulüm
Var
Gözüm
Başım
Üstüne
Hangi
Kitap
Yazıyor
Kardaş
Ben
Çalışam
Eller
Ala
Enver GÖKÇE
*

AKHİLLEUS'UN TOPUĞU
*AKHILLEUS, Homeros' un İlyada' sının baş kişisi, Teselyalı efsane kahramanı.
*Akhilleus'u annesi, yaralara karşı bağışıklık kazansın diye, ufacıkken, bir topuğundan tutarak Styks ırmağına daldırır. Böylece ıslanmayan o topuğu, yaralanabileceği tek yer olarak kalır bedeninde. Ölümü de orasından yiyeceği bir ok ile olur. "Akhilleus' un topuğu" da, bir insanın yaralanabileceği tek yer olarak , deyimler arasına girer.

15 Kasım 2009 Pazar

Ceviz Ağacı-Nazım Hikmet, ceviz


SÖZ
Bir şey verirken gösterdiğiniz davranış,
hediyeden daha değerlidir.
Corneille
*

CEVİZ AĞACI
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz...
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl,
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin, gülüm yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüzbin elle dokunurum sana, İstanbul'a
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüzbin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüzbin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Nazım Hikmet
şerham: yarık, çatlak
*

CEVİZ
Latince Juglans regia
*Kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisi var.
*Yağlı meyve ve tohumlar arasında en yüksek E vitamini aktivitesine sahiptir.
*Hazım bozukluğunu ve diş kanamalarını önler. Virüs enfeksiyonlarına karşı etkilidir. Karaciğer fonksiyonlarını düzenler. Cildi temizleyici etkisi vardır. Alzheimera ve uykusuzluğa bire bir...
*Van Gölü Havzası Türkiye'nin en önemli ceviz bölgesidir.

14 Kasım 2009 Cumartesi

opera, Filiz Ali, Güneşi İçenlerin Türküsü- Nazım Hikmet,

SÖZ
Opera, sahne sanatlarının en karmaşığıdır.
Tiyatronun, müziğin, dansın, görsel sanatların tümünü benliğinde taşıyıp yüceltebilen sahne sanatıdır.
Filiz Ali
*

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
....
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına kat!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi za(a)ptedeceğiz
güneşin zaptı yakın.
....
Nazım Hikmet
*

OPERA
Faruk Yener
*Opera sözü Latincede " yapıtlar" anlamına gelir. Rönesans ürünlerinden biri olarak kabul edilir.
*Doğum yeri Floransa, doğum tarihi 1597'dir.
*Opera ile Türklerin tanışması 1719 yılında Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Paris büyükelçiliği ile başlar.
*Kayıtlara göre İstanbul'a ilk opera trupunu getirerek halka oynatma olanağını 1830'da Venedikli Giustiniani adlı bir İtalyan sağlamıştır.

13 Kasım 2009 Cuma

Mozart, kadeh- Oktay Rifat Horozcu


SÖZ
Duygularımı şiirle anlatamam, çünkü şair değilim.
Kendimi gölgelerle ve ışıkla ifade edemem, çünkü ressam değilim.
Düşüncelerimi hareketle de açıklayamam, çünkü dansçı değilim.
Ama bunların hepsini müzikle yapabilirim, çünkü ben bir müzisyenim.
Mozart
*

KADEH
Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane

Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay Rifat Horozcu
*

WOLFGANG AMADEUS MOZART
*Çarpıcı olaylarla dolu, acı ve hüznün her zaman neşeye dönüştürülerek yaşandığı kısa bir hayat.
*Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmüştür.
*Klasik batı müziğinin en üretken ve en etkili bestecilerinden biridir. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır.
*1756'da Avusturya'da Salzburg şehrinde doğdu. 1791'de Viyana'da öldü.
*Aritmetik ve resme de yetenekliydi.
*Beş yaşında menuet, yedi yaşında konçerto, sekiz yaşında senfoni meydana getirdi.
*Kulağı kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek kadar hassastı.
*Voltaire ve Goethe onu dinleyip büyük usta olacağını öngördüler.
*Krallar, kraliçeler önünde çalmasına, parlak kariyerine karşın parasızlıktan hiç kurtulamadı.
*36 yaşını doldurmadan öldü, cenazesi yoksullar için uygulanan biçimde kaldırıldı. Mezarının nerde olduğu ise bilinmemektedir.

12 Kasım 2009 Perşembe

Yılmaz Güney, Buğdaydan Öğrendim Şiiri-Necati Cumalı, altın


SÖZ
Arkadaşlar!

Dışarda bir şeyler oluyor farkında mısınız?

Uykuda olanları sarsın, uyandırın.

Herkese söyleyin yakında ışıklar kesilebilir.

Karanlıkta ne yapacaksınız?

Yılmaz Güney
*

BUĞDAYDAN ÖĞRENDİM ŞİİRİ
Buğdaydan öğrendim şiiri
Canım kara buğdaydan
Tadı tad binlerce yıldır
İyilik cömertlikle alır
Sofralardaki yerini.

Akan sulardan öğrendim
Kimsesiz çeşmelerden kırda
Duru pınarlardan dağların beleninde
Denizden ya da, yazlar kışlar geçer
Tükenmez bize anlattıkları

Kır çiçeklerinden öğrendim
Ürerken dağ bayır kendiliğinden
Renkleriyle kurumlanmadan
Ayırmadan çobanı beyi
Sunarlar güzelliklerini.
.....
Necati Cumalı
*

ALTIN
"Tek bir alyans için gerekli olan altın çıkarılırken yaklaşık üç ton zehirli maden atığı üretiliyor."
Dünyanın Durumu2004 adlı kitap
Worldwatch Enstitüsü

Düğünlerimizdeki takı kuyruğu, altın takmak için bekleyen davetliler..
Ege ovalarındaki, Kaz dağlarındaki talan...
Çocuklarımız ne yapacak?

11 Kasım 2009 Çarşamba

eş seçmek, ada, Emre Yılmaz -İş ahlakı


SÖZ
Eş seçmek kitap seçmeye benzer.
İyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir.
İçeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.
Konfüçyüs

*

ADA
...
Ben ne şuralıyım ne buralı
Adalıyım Adalı
Adam ormanlıktır
Dostluk, yoldaşlık, mertlik ormanı
Bütün Adamı kaplar
Erdemin güneşi yirmidört saat aydınlatır Adamı
Biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı....
Mahir Çayan

*
Denizce'den

İŞ AHLAKI
Dünyada kudret ve servet zirvelerinin neresinde olursan ol, hep önünde yalayacağın birisi olacak. Sen patronunun, patronun bir bakanın, bakanbey bir gazete patronunun, gazete patronu iktidarın, iktidar ise bir başka gazete patronunun...Modern dünyanın gerçekleştirdiği tek demokrasi budur. Bu yalama silsilesi en tepedekine kadar içiçe geçmiş bir silsiledir.
Emre Yılmaz

10 Kasım 2009 Salı

Atatürk, Refik Durbaş-Kuş Tufanı, el yazısı-H.H. Tekışık

ATATÜRK, TÜM İNSANLIK İÇİN GERÇEK BİR ONUR SİMGESİDİR.
UNESCO

“Sarışın bir kurda benziyordu...

Ve, mavi gözleri çakmak çakmaktı... Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu... Bıraksalar, ince uzun bacakları üzerinde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak, Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı."
Nazım Hikmet
*


Şili'nin başkenti Santiago'da belediye, kentte yaşayan kişilerin örnek alması için bir parka Atatürk'ün sözlerinin yer aldığı bir rölyefini yaptırdı.
Rölyef ve rölyefin bulunduğu anıt duvarın üzerindeki yazıda İspanyolca, " Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, vatanının fedakar ve sadık hizmetkarı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsali... Bütün hayatını Türk ulusuna adamış, ulusuna kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Anısı ulusunun ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır." sözleri yazılıdır.

Küba-Havana
Küba'da Atatürk'ten başka hiçbir devlet adamının heykeli bulunmamaktadır.
*

"Kuş Tufanı'ndan" ACIYLA
....
Dağ erken uyanır
Önce sessizlik karşılar beni
Sonra ışık kervansarayları
Saçları çözülmüş duvarlar
Günü geçmiş gömlekler
Gelinliği kurumuş ayna
Ve uzun boylu masa
Der ki meşe cesurdur
Gürgen karanlık
Çam münzevidir bir dağ koynunda
Kavak cimri
Çınar korkak
Selvi öfkelidir
Akasya şaşkın
Söğüt kederli
Gül murattır
Umut, bulunmaz hanemizde
...
Refik Durbaş
*

BİTİŞİK EL YAZISI-H.H.Tekışık
Bitişik el yazısının pek çok üstünlükleri vardır. En önemlileri:
*Gözün okumadaki sıçrama tekniğine uygundur.
*El göz koordinasyonunu sağlamada sürat ve seviye yönünden en uygun yöntemdir.
*Ne kadar çok yazılsa da yazının sürekliliği, akıcılığı, güzelliği ve yazma hızı bozulmamaktadır.
*Yazım kolaylığı kadar okuma kolaylığı da vardır. Gözü daha az yormaktadır.

"Hiçbir şey kötü bir el yazısı kadar olumsuz izlenim bırakamaz." Acar Baltaş

09 Kasım 2009 Pazartesi

Nietzsche, Oktay Rifat Horozcu, Hafıza-Acar Baltaş


SÖZ
En insanı davranış,
bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.

Nietzsche
*

OKTAY RİFAT HOROZCU
Aşılmış serüvenlerin sabahında
Çocukluğuma giden kestanelik
Titrer mumların ışığı
Değdikçe eski zaman kuşlarına
*

HAFIZA-Acar Baltaş
İnsan hafızasında yer edenler şunlardır:
Başta karşılaşılanlar/ olanlar. ( başlangıç etkisi )
Sonda karşılaşılanlar/ olanlar ( bitiş etkisi )
Alışılmamış olanlar
Tekrarlananlar
Kişisel olarak içine katıldıklarımız.

08 Kasım 2009 Pazar

cehalet-Acar Baltaş, Gözyaşları da Çiçek Açar-Abdülkadir Bulut, fizik egzersizleri


SÖZ
Cehalet şansa olan inancı arttırır.
Acar Baltaş
*
GÖZYAŞLARI DA ÇİÇEK AÇAR

Ellerimi dokunduğum her yerde
Çığlık çığlığa kıvranıyor hayat
Ve ölen arkadaşların giysilerini
Bir kere daha dürüp koyuyor analar
Çamaşır sandıklarına
Gözyaşları da çiçek açar

Bugün yurtyeri olsa da acılara
Kayaların en sarp yerlerindeki
Kırlangıç yuvalarını andıran alnın
Bir gün terli bir gelecek uçuracak
Sabahlardan akşamlara kadar
Gözyaşları da çiçek açar

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Başını dayadığın ağaç dalı
Bak hafifçe eğildi toprağa doğru
Uyuyan bir çocuğun soluk alışını
Dinler gibi kendini vererek
Yaklaş yüzünü örse de acılar
Boynundan ter boşalan herkese
Gözyaşları da çiçek açar

Yaklaş, yüzünü örse de acılar
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök
Suları renk, dalları kiraz
Sen de öyle yakala hayatı
Yürü kol kola canıma değsin
Gözyaşları da çiçek açar

Abdülkadir Bulut

*

FİZİK EGZERSİZİN YARARLARI

*Kas gevşemesi *Zihinsel gevşeme *İşte etkinliğin artması *Enerjide artış *Duygusal boşalma ve rahatlık *Daha iyi uyku * Kendine güven artışı *Endişelerde azalma *Daha iyi sağlık *Bel ve sırt ağrılarından korunma *Kalp hastalığı riskinin azalması.

Acar Baltaş


07 Kasım 2009 Cumartesi

satranç, Özdemir Asaf-Sabaha Kadar

SÖZ
Oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya konur.

Satranç öyle bir savaştır ki karşınızdakini yenebilmek için
önce kendinizi yenmeniz gerekir. Horowitz

Satranç bir mücadele ise, Lasker'dir;
eğer bir bilim ise, Capablanca'dır;
eğer bir sanat ise, Alekhine'dir.
Dr. Savielly Tartakower
*

SABAHA KADAR

Dünya o kadar büyük ki;
Bir noktayım ortasında, ne yapsam.
Bazan da o kadar küçülüyor ki dünya,
Devrilecek sanıyorum, kımıldarsam.

Hayat o kadar uzun ki,
Öyle bitmez geliyor ki bir an..
Bir de bakıyorum, o kadar kısalıyor ki;
Ne çıkar, diyorum, bir hayattan

Saadet o kadar lâzım ki yaşayana;
Billâhi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.

Ben o kadar önemli kişiyim ki,
O kadar iyiyim ki aklım ve düşüncelerimle.
O kadar fenayım ki ben
Delice niyetlerimle.

Gece; ne kadar karanlık ve sessizsin..
Öyle kapl(a)yorsun ki evleri, yolları, denizleri.
Hem o kadar aydınlık ve seslisin ki;
Çılgınca coşturuyorsun bizleri.

Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;
Öylesine süslü, öylesine saadesin ki..
Sen o kadar güzelsin ki sabah,
O kadar güzelsin ki.

Özdemir Asaf

*

SATRANÇ
Satrancın zamanımızdan en az 4000 yıl önce Mısır'da oynandığına dair bulgular piramitlerdeki kabartmalarda bulunmaktadır. Daha sonra İran'a, Araplara ve İspanya üzerinden Avrupaya yayılmıştır.

İlk resmi dünya şampiyonu Wilhelm Steinitz'dir.
Son şampiyon Anand olmuştur.

Satrancın kazandırdıkları:
*İleriyi görme, analiz yapma, plan yapma
*Konsantrasyon
*Mantık

Araştırma ve istatistiklere göre satranca başlamak için ideal yaş 7'dir.

Satrancın yararlarından birkaçı:
1.Kötü alışkanlıklar edinilmesine engel olur.
2.Hızlı ve doğru düşünme, doğru yorumlama gücü gelişir.
3.Planlamanın gerekliliğni kavramaya yardımcı olur.
4.Kişiliği olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
5.Kendine güven duygusunu geliştirir.
6.Bireysel güç ve yetenekleri ortaya çıkarmaya yardımcı olur.
7.Dikkati tek konuda yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır.
8.Bilimselliğe önem vermeye, olaylara şüpheci yaklaşmaya alışır.
9.Başarısızlık karşısında yılmamayı öğretir.
10.Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenebilmeyi öğretir.


06 Kasım 2009 Cuma

sevgi, Ülke-Cemal Süreya, zeytin

SÖZ
Sevgi öyle bir dildir ki körler de sağırlar da anlayabilir.
*

ÜLKE
Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Kardeşim olan gözlerini unutmadım.
Çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
Dostum olan ellerini unutmadım.
Cemal Süreya
*

ZEYTİN
Olea europaea
Zeytin ağacı, bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın, zaferin, bilgeliğin ve yeniden doğuşun simgesidir.

Dünya üzerinde yetişen ilk ağaçlardan olduğu söylenmektedir. Yunanistan'ın Santorini adasında ortaya çıktığı düşünülmektedir. Zeytin kutsal kitaplarda ve kuruluş efsanelerinde de yer alır.

Her mevsim yeşil yapraklı, uzun ömürlü bir ağaçtır. 2000 yıl yaşayabilir. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen yağı bakımından çok değerli bir ağaçtır. Ağacın heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.

Zeytin yaprağı, gövde kabuğu iştah açıcı idrar söktürücü, ateş düşürücü, tansiyon düzenleyici olarak kullanılır.

Zeytin üretici ülkeler arasında; ağaç varlığı açısından Türkiye 4. alan açısından da 6. sırada yer alır.

Zeytin vücudun ihtiyaç duyduğu omega 6 yağ asidine sahiptir. Zeytin yağı mucize kaynağı olarak görülür. E vitamininin kaynağını oluşturur. Kalp sağlığı açısından en uygun besindir. LDL yi azaltır, HDL' yi değiştirmez. Mide asitliğini azaltarak gastrik ve düodenal ülserlere karşı koruyucudur. Safra keseni olumlu etkiler. Kemik gelişimine yardımcı olur, yaşlanmayı geciktirir.